Değişimin gerçek öncüleri, sadece uyum sağlayanlar değil, dönüşümü başlatanlardır. BMW olarak sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinci ile sosyal dönüşümün öncüsü olmayı hedefliyoruz. Bunun için de en büyük ilhamı “Değişime Öncülük Et” projemiz kapsamında birlikte çalıştığımız sivil toplum kuruluşlarından alıyoruz. İyiliğe katkıda bulunan ve değişime öncülük edenlerle bir araya geldiğimiz yeni röportaj serimizde her biri kendi alanında fark yaratan bu kurumların hikâyelerini, topluma kattıkları değerleri ve sürdürülebilir bir gelecek için attıkları adımları paylaşıyoruz.
18.04.2026
Bugün, dönüşümün sadece yeniye uyum sağlamak değil, bildiklerimizi sorgulamak ve yeniden öğrenmek olduğunu biliyoruz. ‘Unlearners’ felsefemiz ışığındaki “Değişime Öncülük Et” projemizde de dünyaya, geleceğe, bugüne ve yarına değer verenleri bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için de Açev, Darüşşafaka, HAYTAP, TEGV, TOG ve Tohum Otizm Vakfı ile ortak bir iyilik ağı kuruyoruz. Tüm duyarlı bireyleri bu inisiyatife katılmaya ve Değişimin Öncüsü olmaya davet ettiğimiz röportaj serimizin ilk konuğu, “Geleceğe dair en büyük umudum aslında çocuklar, iyi eğitim alan çocuklar, dünyayı güzelleştirmek için el ele veren çocuklar…” diyen Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ebru Arpacı.
Türkiye'de toplumsal dönüşüm yaratmak için sivil toplumun rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Toplumsal değişim ancak toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla mümkün olur. Bu açıdan bakıldığında, her şeyi devletten ya da özel sektörden beklememek gerekir. Özel sektörün değişime öncülük edebilmesi için, toplumsal hareketlere de öncülük etmesi büyük önem taşır. Eğer gerçek bir dönüşümden söz edeceksek, sivil toplum kuruluşlarının bu sürecin doğrudan içinde yer alması önemlidir.
Darüşşafaka da bunun en güzel örneklerinden biri. Sivil toplum kuruluşları el ele vererek bir uyanış başlatabilir ve toplumda ciddi değişimlerin önünü açabilir; bununla birlikte biz dayanışma içinde olursak dünyayı değiştirebilir, geliştirebiliriz. Bu anlamda sivil toplumun iyilik hareketine katkısını çok değerli buluyorum.
Darüşşafaka’nın vizyonu ve çalışma alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Darüşşafaka, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir çınar. Yüz altmış iki yıldır Türkiye’nin eğitim alanındaki öncü sivil toplum kuruluşlarından biri, hatta ilk sivil toplum kuruluşu diyebilirim. Kurulduğumuz günden bu yana, eğitimde fırsat eşitliğini kendimize misyon edindik. Anne ya da baba kaybı yaşamış, maddi imkânları nitelikli bir eğitim almaya elverişli olmayan, ülkemizin güzel çocuklarına en iyi eğitimi sunmayı hedefliyoruz.
Bunu da büyük bir başarıyla yerine getirdiğimize inanıyorum. Mezunlarımız hem kendi yaşamlarında hem de ülkeleri ve dünyamız için çok değerli işler yapıyorlar. Darüşşafaka, eğitimde fırsat eşitliğinin hayat bulduğu bir kurum. Bu yönüyle birçok kuruma ve kuruluşa da ilham verdiğimizi düşünüyorum. Bugün eğitimde fırsat eşitliği kavramı pek çok yerde konuşuluyorsa, bunun öncüsü Darüşşafaka’dır. Bu konuda öncü olmaktan gurur duyuyoruz ve hep birlikte bu yolu kararlılıkla sürdüreceğiz.
İlk sivil toplum kuruluşlarından biri olarak geniş kitlelerin radarına girmeyi başarmış bir kurum Darüşşafaka. Bununla birlikte etkinizi yayma ve genişletme odağında halen ihtiyaç duyduğunuz şeyler var mı?
Eğitimde fırsat eşitliği çok büyük ve kapsamlı bir kavram. Darüşşafaka olarak biz diyoruz ki, “Eğitimde fırsat eşitliği, Darüşşafaka’yı duymakla başlar.” Bu anlayışla, Darüşşafaka’da eğitim alma hakkına sahip çocuklara ulaşmak istiyoruz ancak bu her zaman kolay olmuyor. Elbette bize Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, sizler ve basın büyük destek veriyorsunuz; ama yine de bu yeterli değil, daha fazlasına ihtiyacımız var. Darüşşafaka’yı, sınavımıza girebilecek yetkinlikteki çocuklara daha fazla duyurmamız gerekiyor.
Ayrıca Darüşşafaka, kurulduğu günden bu yana devletten hiçbir yatırım almadan, yalnızca bağışlarla varlığını sürdüren bir kurum. Bu nedenle bağışlar bizim için son derece kıymetli. Kendimizi daha fazla kişiye duyurmak ve daha çok bağışa ulaşmak istiyoruz. Çünkü her yeni bağış, daha fazla çocuğa dokunabilmek, onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek ve bu çocukları güçlü bireyler olarak mezun edebilmek anlamına geliyor.
Çocuklara dokunan bu denli kıymetli bir iş eminiz ki manevi tatmini de beraberinde getiriyordur. İyi ki bu işi yapıyorum dediğiniz anları paylaşabilir misiniz?
Mezuniyet, öğrencilerimizin hayatındaki en özel anlardan biri. Benim için de birçok “ilk” orada başlıyor. Özellikle Darüşşafaka’da bir dönemi alıp mezun ettiğimde, o süreçte çocuklarla geçirdiğimiz yıllar gözümün önüne geliyor. Onların okula başladıkları ilk günü hâlâ hatırlıyorum; çoğunun gözleri dolu doluydu çünkü on yaşında, yatılı bir okulda okumaya başlamak hiç kolay değil. Anne ya da babasından ayrılıp buraya gelen çocuklar için Darüşşafaka zamanla ikinci yuvaları haline geliyor. Mezuniyet gününde de bu kez gitmemek için ağlıyorlar. İşte o anda anlıyorum ki, bir çocuk “İyi ki Darüşşafaka’ya geldim, burada çok iyi bir eğitim aldım, şimdi giderken mutluluktan ağlıyorum.” diyorsa, gerçek “iyi ki” orada başlıyor.
Peki onlarca öğrenci ve mezuniyet arasında, kariyer yolculuğunuza baktığınızda sizi en çok dönüştüren farkındalık ne oldu?
Beni en çok etkileyen anlardan biri içten bir konuşmaydı. Eğitimde fırsat eşitliğinden sıkça söz ediyordum ama bazen gerçekten bunun bir yerde anlam bulup bulmadığını merak ediyordum. Bir gün odama bir emniyet amiri geldi ve bana şöyle dedi: “Biliyor musunuz, ben Darüşşafaka’ya bir çocuk yönlendirmiştim. Eğer o çocuk burada okumamış olsaydı, bambaşka bir hayatı olurdu. Çünkü abisini ve ailesini tanıyorum, karşılaşabileceklerini biliyordum. O çocuğu kurtarmak için Darüşşafaka sınavına hazırladım ve sınava soktum.” Sonra ekledi: “Şimdi o çocuk buradan mezun oldu ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışıyor.” İşte o an anladım; evet, gerçekten oluyormuş. Eğitimle bir hayat değişebiliyormuş.
“Bir çocuk “İyi ki Darüşşafaka’ya geldim, burada çok iyi bir eğitim aldım, şimdi giderken mutluluktan ağlıyorum.” diyorsa, gerçek “iyi ki” orada başlıyor.”
Son olarak, değişime öncülük etmek sizin için ne ifade ediyor?
Değişime öncülük ettiğimizde, aynı zamanda gelişimin de önünü açmış oluruz. Elbette bugün teknoloji çok gelişti, bu da bir tür değişim ancak bir yandan da iç dünyamıza dönüp başka alanlarda da değişim yaratmamız gerekiyor. Benim için değişime öncülük etmenin temeli eğitimle başlıyor ve eğitimle devam etmesi gerekiyor. Bu nedenle, bir eğitimci olarak sizinle birlikte olmak bana büyük mutluluk veriyor.
Biz Darüşşafaka olarak Türkiye’nin en ücra köşelerinden gelen çocukları okulumuzda ağırlıyoruz. O çocuklar belki kendi köyünde de iyi bir eğitim alabilirler, ama Darüşşafaka’ya geldiğinde bambaşka bir dünyaya adım atıyorlar. Yabancı dil öğreniyor, bir müzik aleti çalıyor, matematiksel düşünme becerilerini geliştiriyor, felsefeyle tanışıyor, edebiyatla güçleniyor ve dünyayı tanıyorlar. Eğitimci olarak onları izlerken bu değişimi gözlerinizle görüyorsunuz. Biz eğitimle değişime öncülük ediyoruz; sizler ise bizi destekleyerek bu değişimin devam etmesine katkı sağlıyorsunuz. Bence bu döngü, bir çocuğun hayatını geliştirmek ve dönüştürmek anlamına geliyor.
Değişimin parçası olun.
Çocukların “yarın”ı inşa etmedeki en önemli aktörler olduğunun altını çizen Arpacı ile gerçekleştirdiğimiz bu ilham verici röportaja dair daha fazlasını Youtube kanalımızda bulabilirsiniz. Eğer siz de dönüşümün bir parçası olmak ve değişime yön verenlerin deneyimlerinden ilham almak istiyorsanız, “Değişime Öncülük Et” röportaj serimizi takipte kalın.