Web sitesine şu anda tam olarak erişilemiyor.

Çerezleri kullanmamız için izninizi yönetme aracımız geçici olarak çevrimdışı. Bu nedenle, çerez kullanımına izin vermenizi gerektiren bazı işlevler eksik olabilir.

BMW Art Makers 2026 | BMW Joy Blog

Değişime Öncülük Et.

Seçkin Karataş ile söyleşi.

Gerçek değişim, yalnızca uyum sağlamakla değil, dönüşümü başlatma cesaretiyle mümkündür. BMW olarak, sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda geleceğe karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyor; toplumsal dönüşümün öncüsü olmayı amaçlıyoruz. Bu yolculukta en büyük ilhamımızı ise “Değişime Öncülük Et” projemiz kapsamında birlikte çalıştığımız sivil toplum kuruluşlarından alıyoruz. İyiliği büyüten ve değişime yön veren bu kurumlarla gerçekleştirdiğimiz yeni röportaj serimizde, onların kendi alanlarında yarattıkları farkı, topluma kattıkları değerleri ve sürdürülebilir bir gelecek için attıkları adımları paylaşıyoruz.

20.04.2026

Bugün, dönüşümün sadece yeniye uyum sağlamak değil, bildiklerimizi sorgulamak ve yeniden öğrenmek olduğunu biliyoruz. ‘Unlearners’ felsefemiz ışığındaki “Değişime Öncülük Et” projemizde de dünyaya, geleceğe, bugüne ve yarına değer verenleri bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için de Açev, Darüşşafaka, HAYTAP, TEGV, TOG ve Tohum Otizm Vakfı ile ortak bir iyilik ağı kuruyoruz. Tüm duyarlı bireyleri bu inisiyatife katılmaya ve Değişimin Öncüsü olmaya davet ettiğimiz röportaj serimizin yeni konuğu Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Seçkin Karataş.

Türkiye'de toplumsal dönüşüm yaratmak için sivil toplumun rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sivil toplumu, toplumsal dönüşümün vicdanı olarak tanımlamak mümkün. Her gün yaşadığımız mahallede, ilde ya da ülkede farklı sorunlara ya doğrudan maruz kalıyoruz ya da çevremizdeki insanların bu sorunları yaşadıklarına tanık oluyoruz. Bu nedenle insanlar, sivil toplum aracılığıyla bir araya gelerek bu problemlere çözüm üretmeye çalışıyorlar.

Ancak bu çabalar yalnızca çözüm üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda kamu kurumlarında, özel sektörde ve çevrelerinde farkındalık oluşturuyorlar. Dolayısıyla toplumsal dönüşüm de bir anlamda bu şekilde harekete geçiyor.

Ülkemizde sivil toplum alanına baktığımızda kat edilmesi gereken bir yol olduğunu söyleyebilirim; ancak özellikle son dönemde yaşanan dayanışma örnekleri, bir araya gelme gücümüzün ve umudumuzun önemli bir göstergesi.

Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın vizyonu ve çalışma alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?

TOG’daki vizyonumuz aslında çok basit ama bir o kadar da güçlü ve bu gücünü de sade olmasından alıyor. Vizyonumuzu, “gençlerin öncülüğünde ve yetişkinlerin rehberliğinde” olarak tanımlıyoruz.

Son yirmi yıla baktığımızda, altı yüz binden fazla gencin yirmi iki bini aşkın projede yer aldığını görüyoruz. Türkiye’nin seksen bir ilinde gençler; eğitimden çevreye, afetlerden hayvan haklarına kadar pek çok alanda bir araya gelerek projeler üretiyorlar.

Biz de bu projeleri hayata geçirme süreçlerinde onların yanlarında oluyor, onları destekliyor ve güçlendiriyoruz. Yerelde başlayan projelerin ulusal düzeyde etki yaratması ve Türkiye genelinde görünür hâle gelmesi bizim için çok kıymetli. Bu yolculukta biz onların birer yol arkadaşıyız; gençleri güçlendirdikçe, onların katkısıyla toplumsal dönüşümü de daha anlamlı ve katma değerli bir hale getiriyoruz.

TOG olarak etkinizi yayma ve genişletme odağında en çok nelere ihtiyaç duyuyorsunuz?

En temel üç ihtiyacımızdan söz etmek mümkün. Birincisi sürdürülebilir kaynaklar. Neden sürdürülebilir kaynaklar? Çünkü yeterli kaynağa sahip olduğumuzda daha fazla gence ulaşabiliyor, dolayısıyla toplumsal dönüşümde de daha büyük bir etki yaratma fırsatı buluyoruz.

İkincisi nitelikli iş birlikleri. Farklı paydaşlarımız ve destekçilerimizle kurduğumuz bu iş birlikleri, hem yaratıcılığın gelişmesine hem de gençlerin güçlenmesine büyük katkı sağlıyor. Üçüncüsü ise görünürlük. Ne kadar görünür olursak, o kadar fazla gence ulaşabiliyor ve toplumsal dönüşümü destekleyecek daha geniş bir etki alanı oluşturabiliyoruz.

BMW Art Makers 2026 | BMW Joy Blog

Seçkin Bey, tüm bu çalışmaların içerisinde yer alan biri olarak size geleceğe dair umut veren şeyler neler?

Beni en çok etkileyen ve ilham veren şeyin gençler olduğunu söyleyebilirim. Bu duyguda, geçmişte Toplum Gönüllüleri’nde yer almış olmamın da payı büyük. Gençlerin cesareti, adalet duygusu ve yaratıcılığı bana her zaman umut veriyor. Özellikle kriz dönemlerinde, örneğin afet zamanlarında, gençlerin ne kadar hızlı bir şekilde bir araya gelip sorunlara ortak çözümler üretmeye çalıştıklarını görmek beni gerçekten çok etkiliyor. Ayrıca şunu da eklemek isterim: Bu topraklarda toplumsal dönüşümün tohumu her zaman vardı. Günümüzde ise bu dönüşümün en güçlü aktörleri gençler, buna tüm kalbimle inanıyorum.

Bugün gençlere olan inancınızın motive edici faktörlerden biri olduğunu anlıyoruz. Hikayenizin en başına dönersek, sizi bu alanda çalışmaya iten temel motivasyon neydi?

Bence en kıymetli nokta, insanın sadece kendisi için değil, başkaları için de değer yaratabileceğinin farkına varmamdı. Benim için “birlikte olmak”, “dayanışma içinde hareket etmek” ve “birinin arkasında değil, yanında yürümek” duygusu bu yolculuğun en anlamlı öğretileri oldu. Liderlik yolculuğumda gerçek başarının, toplumsal fayda sağladığında anlam kazandığını hissettim. Bu nedenle yaptığım işi bir meslekten ziyade, hayat amacımı gerçekleştirme biçimi olarak görüyorum. Sanırım beni en çok motive eden duygu da bu.

“Yaptığım işi bir meslekten ziyade, hayat amacımı gerçekleştirme biçimi olarak görüyorum. Sanırım beni en çok motive eden duygu da bu.”

Peki, değişime öncülük etmek sizin için ne ifade ediyor?

Değişime öncülük etmek, aslında cesaretle atılan ilk adımla başlıyor. Ancak bu yalnızca o adımı atmakla sınırlı değil; aynı zamanda sizinle bu yolda yürüyen insanları da harekete geçirebilmek anlamına geliyor. Bazen alışılagelmişi sorgulamak, bazen yeni bir model denemek, o modelden öğrenip yenilerini denemek… Kısacası, sürekli öğrenmeye açık bir girişim zihniyetine sahip olmak, değişime öncülük etmenin en değerli yönlerinden biri. Toplumsal dönüşüm sürecindeyse bazı noktalarda insanın kendini de dönüştürmesi gerekiyor. “Anlamak” kavramı, bu noktada bence en kıymetli unsurlardan biri.

Son olarak, benim için liderlik yalnızca değişime öncülük etmek değil; değişimi birlikte inşa edebilmek üzerine kurulu bir yolculuk.

Değişimin parçası olun.

Karataş “anlamak” kavramı bir kelime değil de bir hareket olsaydı bunun “zincirleri kırma” eylemi olacağına inanıyor ve o zincir kırıldığında çıkan sesin özgürlüğün sesi olarak sadece kişinin kendisine değil etrafındaki herkese de aynı cesareti aşıladığını vurguluyor. Bu ilham verici röportajın tamamını YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz. Eğer siz de değişimin bir parçası olmak, dönüşüme katkı sağlamak istiyorsanız, “Değişime Öncülük Et” röportaj serimizi mutlaka takipte kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR: