Andy Warhol’u Tanımak | BMW Joy Blog

ANDY WARHOL’U TANIMAK.

Pop- Art Akımının Dev İsmi.

ANDY WARHOL’U TANIMAK.

ANDY WARHOL’U TANIMAK.Pop- Art Akımının Dev İsmi.

30.12.2019

“Bir gün herkes 15 dakikalığına da olsa ünlü olacak.” Bu ünlü sözler pop-art akımının en önemli temsilcisi Andy Warhol’a ait. Warhol, yaşadığı dönemin, hatta ölümünün üzerinden 30 yıl geçmiş olmasına rağmen günümüzün en çok konuşulan isimlerinden biri. Sanatçıyı, 'Campbell Çorba Kutuları Serisi’nden ‘Marilyn Diptych’e sayısız özgün, renkli ve sıra dışı eserinin yanında; 1979'da BMW Art Car Project kapsamında baştan yaratarak adeta bir sanat eserine dönüştürdüğü BMW M1’i ile de tanıyoruz.

Dünyayı pop-art kavramı ve felsefesiyle tanıştıran Andy Warhol, kendine özgü ve renkli dünyası ile günümüz sanatının kilit figürlerinden biri. Üniversitede eğitim aldığı süre boyunca Bauhaus ekolüne hakim profesörlerden biri olan Moholy-Nagy’den ve Paul Klee’nin’nin Pedagojik Çizim eserinden çok etkilenmiş. İlham aldığı bu isimler, tamamen mekanik, öznellikten uzak ve duygudan bağımsız bir anlayış geliştirerek, Warhol’un 50’li ve 60’lı yıllarda gelişen pop-art akımının öncüsü olmasında şüphesiz büyük rol oynamış.

Devamı
Andy Warhol’u Tanımak | BMW Joy Blog
Andy Warhol’u Tanımak | BMW Joy Blog

Andy, Çekoslovak bir göçmen ailenin üçüncü oğlu olarak Pittsburgh’de dünyaya gelmiş. Akıllı ve de yaratıcı bir çocuk olan Andy’nin annesi de sanata yatkınmış ve oğlunun yaratıcılığını desteklemek adına 9 yaşındayken ona bir fotoğraf makinası almış. Warhol’un genellikle evden çıkamamasına sebep olan nöral bir hastalığı olduğu biliniyor. Evde kaldığı bu uzun dönemlerde radyo dinleyip biriktirdiği film yıldızı kartlarını yatağına dizermiş. Genç yaştayken güncel olayları ancak böyle takip edebiliyormuş. Sanatçı sonradan popüler kültüre ve ünlülere karşı büyüyen ilgisini de bununla ilişkilendiriyor. 14 yaşındayken hayatını kaybeden babası Ondrej Warhola, bıraktığı tüm parası ile oğullarından birinin daha yüksek bir eğitim almasını vasiyet ediyor. Aile de bu kişinin Andy olması gerektiğinde hemfikir oluyor.


1945 yılında 16 yaşındayken liseden mezun olan Warhol, şimdiki adıyla Carnegie Mellon Üniveristesi’ne giriyor. Okul biter bitmez soluğu New York’ta alıyor ve reklam tasarımcılığına başlıyor. İlk projesi Glamour dergisinde yayınlanacak bir makale için tasarım yapmak oluyor. Sanatçı o yıllarda Warhola olan soyismini Warhol olarak kısaltıyor.

Devamı
" Warhol, gündelik hayatın merkezinde yer alan ve tüketim toplumunun alışkanlıklarını yansıtan konulara yönelerek, sıradan görünen şeylerin gizli çekiciliğine odaklandı. "

Hayatının her noktasında attığı adımlar ile şahsına münhasır kişiliğini ortaya koyan sanatçı, çalışmalarında grafik tasarımdan illüstrasyona, çizgi romandan fotoğrafa, sanatın çok çeşitli alanlarından beslenmiş. Gündelik hayatın merkezinde yer alan ve tüketim toplumunun alışkanlıklarını yansıtan konulara yönelerek, aslında sıradan gibi görünen her durumun gizli çekiciliğini keşfetmeyi hedeflemiş.

Devamı
Campbell's Soup Cans, Andy Warhol | BMW Joy Blog

Andy Warhol’un, gündellik hayattaki her objeyi sanatın konusu olarak kabul ettiğinin en çarpıcı örneği, hepimizin aşina olduğu Campbell Çorba Kutuları Serisi (1962). Aynı zamanda Coca-Cola şişeleri ve Brillo sabun kutularının ahşap kopyalarına da yer verdiği sergisinde karşımıza çıkan seri, Warhol’un içinden çorba içtiği kutuları da pek tabii sanatının merkezine koyabileceğini açıkça gösterdiği, katı kurallar ve kalıp yargılara verdiği bir tepki niteliğinde. Bir nevi, “seri üretim” anlayışı başta olmak üzere; toplumun yarattığı tabular ile ve sorgulamadan kabul edilen her şeyle alay etme şekli.


Fotoğraf: moma.org

“20 yıl boyunca hep aynı şeyi yedim: Sandviç ve çorba. En sevdiğim çorbanın da Campbell’s Domates Çorbası olduğunu söyleyebilirim” demiş Warhol, projesinin arkasındaki çorba sevgisini anlatmak için. Ama doğruyu mu söylemiş, tartışılır. Zira sanatçının kendi arşivi, New York’un en iyi ve sıra dışı restoranlarında yemek yemiş olduğuna işaret eden yemek tarifleriyle dolu. Çoğu Amerikalı daha Japon mutfağıyla doğru dürüst tanışmamışken, Warhol sıklıkla Japon yemekleri yermiş. Gurme tarifleri varmış, mutfağa girip pişirirmiş. 70’lerde en popüler tarifi havyarlı linguini’ymiş örneğin…

Devamı
Marily Diptych ve The Banana, Andy Warhol

Sol fotoğraf: Marilyn Diptych (Tate) © The Andy Warhol Foundation for the Visual Arts, Inc. 2015, Sağ fotoğraf: The Velvet Underground & Nico’nun ünlü albüm kapağı ‘The Banana’

Campbell Çorba Kutuları dışında, Warhol’u dünya çapında üne kavuşturan ve pop-art’ın temsilcisi olarak anılmasında büyük rol oynayan bir diğer çalışma ise, Marilyn Diptych (1962). Tuval üzerine akrilikle yapılan ve günümüzde Londra’daki Tate Modern’de sergilenen çalışmanın ortaya çıkış hikayesi, 4 Ağustos 1962’de Marilyn Monroe’nun trajik ölüm haberinin duyulmasına dayanıyor. Warhol, Marilyn Monroe’nun anısına, sanatçının 1953’te yer aldığı Niagara filmi çekimleri sırasında Gene Kornman tarafından çekilen fotoğrafından ilham alarak bir portre resmediyor. 50 portrenin yan yana ve alt alta sıralandığı eseri, Warhol’un dönemin popüler figürlerini kullanarak serigrafi tekniğini tuvale uyguladığı çalışmalarının başlangıcı niteliğinde.

Devamı
Andy Warhol’u Tanımak | BMW Joy Blog

Serigrafi tekniği, Andy Warhol’un çalışmalarında sıklıkla karşımıza çıkan tekrarlanan görüntülere olanak sağlayan bir teknik. Bir başka deyişle, sanatçının ‘tek ve biricik’ ünlü imajları sıradanlaştırmak için kullandığı bir yöntem. Bu anlayış, Warhol’un öncüsü olduğu pop-art’ın da temel amacıyla özdeşleşiyor: tüketim toplumunun arzu nesneleri haline getirdiği kişi ve objeleri büyüteç altına alarak onları çok sayıda resmetmek ve bir nevi, idol olarak kabul edilen figürlere ironik bir üslup ile yaklaşmak. Bir düşünün, herhangi bir insan figürünün ya da nesnenin tek resmedilmesi, onu yüceltir, öyle değil mi? Ama onu çok sayıda resmettiğinizde, yüceliğini kaybederek değersizleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Andy Warhol, tam olarak bunu yapıyordu. “Yan yana tekrar eden görsellere olan ilgim aslında çoğu zaman gözlem yapmadan sadece bakıyor oluşumuza dair bir manifesto.”

Yine Warhol ile sembolleşmiş bir diğer ünlü eser de The Banana. Aslen The Velvet Underground & Nico grubunun ilk albümü için bir kapak çalışması olarak 1967 yılında tasarlanan The Banana, Amerikan tasarım tarihinin en sevilen eserlerinden biri olmuş. Warhol’un bu tasarımındaki muzun üzeri aslında bir tür etiketle kaplı. Etiketi sıyırınca sanki muzun kabuğunu da soymuşsunuz gibi meyveyi ortaya çıkaran tasarımla karşılaşıyorsunuz. Albüm kapağının üzerinde de “Yavaşça Sıyır ve Gör” yazıyor. Bu interaktif ve sanatsal çalışma zaman içinde hem grubun hem de Warhol’un simgesi haline gelmiş.

Devamı
Warhol'un BMW Arc Car Project'e hazırladığı M1

Andy Warhol’un renkli dünyasında zamanda yolculuk yapmaya devam edelim. Warhol, 1979 yılına gelindiğinde, bakış açısına uygun olarak bu kez, sanatının merkezine en gözde tüketim ürünlerinden biri olan otomobilleri yerleştirmek üzere, temelleri 1975’te atılan BMW Art Car Project sanatçıları arasına katıldı. Dünyaca ünlü sanatçıların BMW otomobillerini adeta bir tuvale dönüştürerek, kendi sanat anlayışlarını ve tarzlarını ortaya koydukları bu projede, otomobilin tamamını kendi elleriyle boyayan ilk isim olarak, yine diğer tüm sanatçılardan ayrışan bir konumdaydı. Warhol çalıştığı M1 ile yeni bir efsane yarattı.

Warhol’un 40 yıl önce BMW M1’i fırça darbeleriyle bir sanat eserine dönüştürdüğü “BMW Art Car Number Four” adıyla tanınan bu çalışması, yarım saatten kısa sürede tamamlanmıştı. Aynı zamanda gökkuşağının tüm renklerini yansıtan çalışma, sanatçının hız dolu, renkli ve çarpıcı sanat yaklaşımının bir yansıması oldu. Otomobil, Haziran 1979’da, 24 saatlik Le Mans yarışına katılmış ve Alman sürücü Manfred Winkelhock ve Fransız Hervé Poulain ile Marcel Mignot, M1'in sınıfında ikinci sıraya yerleşmesini ve genel sıralamada altıncılığa yükselmesini sağlamış.

Şimdi ise braz daha yakın geçmişe; geçtiğimiz yıl, BMW Group Classic “Shootout 2018” ismi ile düzenenlenen sosyal medya yarışmasına gidelim. Yarışmanın birincisi, Münihli otomobil fotoğrafçısı Stephan Bauer, bu özel tasarım otomobil ile büyüleyici bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdi. Bu konudan bahsettiğimiz yazımızı da şuradan okuyabilirsiniz.

Devamı
Warhol'un Time Capsule kolilerinden biri, The Andy Warhol Museum

Warhol, yaşamının son 13 senesi boyunca 610 tane zaman kapsülü yapmış. Zaman kapsülü olarak aslında etraftan topladığı günlük objeleri kolilere doldurmuş ve depoda arşivlemiş diyebiliriz. Sanatçının ölümünden sonra Pittsburgh’daki Andy Warhol Müzesi, bunları açıp kataloglamaya başlamış: Kutuların içinde gazete kupürlerinden broşülere, kesilmiş tırnak parçalarından proje fotoğraflarına ve hatta satışı yapılmamış eserlerine kadar her türlü şey varmış. Kapalı ve zedelenmemiş olarak bulunan son kutu 2014’te açılmış; açık arttırmada 30.000 $ veren isimsiz bir sanatsever tarafından…Ölümünden 30 yıl sonra bile Warhol, gizemli işleri ile bizi şaşırtmaya devam ediyor.

İLGİLİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR:

2019’un En Önemli Sanat Olayları | BMW Türkiye

2019’UN SANAT OLAYLARI.

BMW Art Car Project | BMW Türkiye

BMW ART CAR PROJECT.